Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 09 Haziran 2026 tarihli kararında yıllık izin hesaplamasıyla ilgili uygulamada sıkça atlanan bir konu netleşmiş oldu.
Konu aslında basit ama çoğu yerde yanlış yapılıyor: hafta tatili günlerinin yıllık izinden düşülüp düşülmeyeceği.
Somut olayda işçinin toplam 28 gün yıllık izin hakkı olduğu kabul ediliyor. İşveren bu izinlerin kullandırıldığını da belgeyle ispat ediyor. Ancak dosya incelendiğinde, kullanılan izin sürelerinin içinde toplam 4 gün hafta tatili olduğu görülüyor.
Yargıtay burada açık bir değerlendirme yapıyor:
Hafta tatili günleri yıllık izin süresinden sayılamaz.
Bu nedenle işçinin 4 günlük izni hâlâ kullandırılmamış kabul ediliyor ve buna karşılık ücret ödenmesi gerektiği sonucuna varılıyor.
Aslında bu durum 4857 sayılı İş Kanunu’nda zaten açıkça düzenlenmiş durumda. Kanunun 56. maddesine göre, yıllık izin sürelerine denk gelen hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil günleri izin süresinden sayılmıyor. Buna rağmen uygulamada çoğu zaman izinler takvim günü gibi hesaplanıyor.
Bu da özellikle işten ayrılma durumlarında sorun yaratıyor. İşveren izin kullandırdığını düşünüyor ama hesaplama yanlış olduğu için işçi alacaklı hale gelebiliyor.
Pratikte en çok yapılan hata şu:
Bir haftalık izin kullandırıldığında 7 gün düşülüyor. Halbuki hafta tatili dahil edilmemeli. Yani iş günü mantığıyla hesap yapılması gerekiyor.
Bu kararın bence en önemli tarafı yeni bir kural getirmesi değil, yanlış uygulamayı net şekilde ortaya koyması. Özellikle bordro ve İK tarafında yıllık izin hesaplarının tekrar gözden geçirilmesi gereken bir konu.
Özellikle işten çıkışlarda izin bakiyesinin doğru hesaplanması ciddi önem taşıyor. Aksi durumda küçük gibi görünen farklar sonradan alacak davasına dönüşebiliyor.
